Kadınlar Ankara Mitingi'nde seslendi: Savaşa hayır diyoruz

Paylaş:
ANKARA - Kadın Mitingi için Türkiye ve Kürdistan'dan yola çıkan kadınlar Ankara'da bir araya geldi. Ankara Mitingi’nde yapılan açıklamada, savaşa ve şiddete karşı mücadele vurgusu ön plana çıktı. 
 
Türkiye ve Kürdistan’dan 60 farklı kadın kurumumun çağrısı ile düzenlenen Kadın Mitingi, “Haklarımız, hayatlarımız ve özgürlüğümüz için bir aradayız” şiarıyla Atatürk Kültür Merkezi önünden yürüyüş ile başladı. Kadınlar, "Savaşa değil kadınlara bütçe", "Bijî berxwedana Rojava", "Bijî berxwedana jinan",  "Jin, jiya, azadî", "Jin şer naxwazin aştiyê dixwazin" sloganlarıyla Tandoğan Meydanı'na yürüdü. 
 
Birçok kadın örgütü temsilcilerinin katıldığı mitinge Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da katıldı. Binlerce kadın, ıslıklar ve zılgıtlarla Tandoğan Meydanı'nda bir araya geldi. Miting programı üniversiteli genç kadın grubu "Mor Gece"nin şarkıları ile başladı. Ardından açılış konuşmasını 29 Ekim Derneği Başkanı Şenal Sarıhan yaptı. 
 
Açılış konuşmasının ardından yapılan ortak açıklamanın Türkçesi Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kadın Sekreteri Döne Gevher, Kürtçesi Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) aktivisti Rojda Bedia Akkaya, Arapçası ise Esma Kaşram tarafından okundu.
 
'BU ÜLKEDE KADINLAR YANLIZCA ÖLDÜRÜLÜYOR'
 
Yapılan açıklamada, kadın yaşamına yönelik şiddete, yoksulluğa ve eşitsizliğe karşı bir araya gelindiği belirtildi. İktidarın kadınlara sessizlik ve kabulleniş dayattığı vurgulanan açıklamada, şunlar ifade edildi: "Geçen yıl kadınlara 'aile' paketleri sundular. Bu yıla ise şiddet faillerini, tecavüzcüleri ve kadın katillerini cesaretlendiren düzenlemelerle girdik. Buradan açıkça söylüyoruz; cezasızlık öldürür. Cezasızlık şiddeti büyütür. Cezasızlık, kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde gasp edilmesidir. Kadınlar korunmadıkları için öldürüldü. Şikayetleri dikkate alınmadığı için öldürüldü. Uzaklaştırma kararları uygulanmadığı için öldürüldü. Ve birçok kadın ölümü 'şüpheli' denilerek dosyalardan düşürüldü. Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; ölümleri de görünmez kılınıyor.
 
'İHMAL DEĞİL SORUMSUZLUK'
 
Kadınların başvuruları ve şikayetlerine rağmen devletin ihmali nedeniyle yüzlerce kadının öldürüldüğüne dikkat çekilerek, "Bir kadın korunma talep etmişken öldürülüyorsa; bunun adı ihmal değil, sorumsuzluktur. Sorumsuzluktur çünkü; İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkıldı. 6284 sayılı yasa etkin biçimde uygulanmıyor. Kadınları korumakla yükümlü mekanizmalar bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor. Bu iktidar Anayasa’yı yok sayıyor. Uluslararası sözleşmelerden doğan haklarımızı gasp ediyor. Buradayız çünkü; Temel hak ve özgürlükler yok sayılıyor, güçler ayrımı yok edildi. Yargı iktidar tarafından aparat olarak kullanılıyor. İkili hukuk uygulanıyor" diye belirtildi. 
 
'HER KADIN ÖLÜMÜ KAMUSAL BİR SORUMLULUKTUR'
 
Devletin hukuki yükümlülükleri yerine getirmediği sürece kadın cinayetlerinin baş sorumlusu olacağı vurgulanan açıklamada, "Rojin için, Gülistan için, Ayşe Tokyaz için ve niceleri için adalet istiyoruz. 'Şüpheli' denilerek kapatılmak istenen her dosyanın takipçisiyiz. Bir kadın öldüğünde, bir kadın kaybolduğunda 'kaza' ya da 'intihar' denilerek dosyaları kapatıldığında; yalnızca bir yaşam değil, adalet de yok edilmiş demektir. Şüpheli kadın ölümlerini normalleştirmenize izin vermeyeceğiz. Her kadın ölümü kamusal bir sorumluluktur" diye kaydedildi. 
 
KADIN EMEĞİ
 
Kadın emeğini değersizleştiren politikalara karşı güvenceli iş ve güvenceli yaşam taleplerini yenileyen kadınlar, "Buradayız çünkü; kadın yoksulluğu derinleşiyor. İşe girebilen kadınlara güvencesizlik dayatılıyor. Bize 'evde kalın, bakım emeğini üstlenin' deniyor. Bakım emeği kadınların kaderi değildir! Kreş haktır! Sosyal destek haktır! Güvenceli iş haktır. Fedakârlık çağrılarını reddediyoruz. Yoksulluğu yönetmeyi değil, ortadan kaldırmayı talep ediyoruz. Erkek şiddetinin yanında denetimsizlik ve aşırı kar hırsıyla yaşamlarımız yok sayılıyor. Dilovası’nda yaşananlar bu düzenin aynasıdır. Çocuklar işyerlerinde öldü, öldürüldü. Kadınlar güvencesiz ve denetimsiz çalışma koşulları nedeniyle yaşamını yitirdi. Buna “kaza” diyorlar. Hayır. Bu bir kaza değil. Bu; denetimsizliğin, ucuz emek düzeninin, kadın ve çocuk emeğini, tüm haklarını hiçe sayan politikaların sonucudur. Yoksul çocukları ucuz işgücü olarak gören, kadın emeğini güvencesizliğe mahkûm eden bu düzene karşı buradayız. KHK’lerle bir gecede işsiz bırakılan, mesleklerinden koparılan KHK’li kadınların yaşamlarını yeniden kurma hakkını savunmak için buradayız" dedi. 
 
'SAVAŞALARA SESSİZ KALMAYCAĞIZ'
 
Barış içinde bir arada yaşama taleplerini yükseltmek için bir araya geldiklerini belirten kadınlar, Halep'te Şam Geçici Hükümeti'ne bağlı ve Türkiye destekli silahlı grupların gerçekleştirdiği katliamlara da sessiz kalınmayacağını vurguladı. Kadınlar, "Bu savaşa, yanı başımızdaki emperyalizme 'hayır!' diyoruz. Daha fazla sivilin, kadının ve çocuğun yaşamını yitirmesine karşı ses çıkarıyoruz. Barış talebinin; yaşamın, eşitliğin ve geleceğin talebi olduğunu hatırlatmak için buradayız! Savaşın, işgalin ve yıkımın ortasında yaşamı yeniden kurmaya çalışan Filistinli kadınlara selam olsun! Sınırları aşan eşitsizliklere, sömürüye ve ayrımcılığa karşı mülteci kadınlarla yan yanayız" dedi. 
 
Açıklamaların ardından miting, Bandista grubu konseri ile devam etti. Kadınların sloganları ve Zılgıtları ile miting sonlandı.