17 yıl önce katledilen 18 aylık Uytun'un dosyası İstinaf’a taşınacak

Paylaş:
AMED - 18 aylıkken gaz fişeği ile katledilen Mehmet Uytun'un dosyası 17 yıldır sürüyor. “Yetersiz delil” gerekçesiyle verilen beraat kararını İstinaf’a taşıyacaklarını söyleyen dosya Av. Yakup Güven, faillere dönük cezasızlık politikasının aileleri mağdur ettiğini belirtti. 
 
Şirnex'in Cizîr (Cizre) ilçesinde 9 Ekim 2009’de askerlerin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren 18 aylık Mehmet Uytun davasında, uzman çavuş Hakan Alkan’ın 3’üncü kez “Taksirle insan öldürme” suçlamasıyla yargılandığı davada beraat kararı verildi. 
 
 
Dosya avukatı olan İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi Yöneticisi Yakup Güven, Cizre 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nin “Yeterli delil olmadığı” iddiasıyla verdiği karara karşı değerlendirmelerde bulundu. 
Soruşturma ve yargılama boyunca yaşanan eksiklikleri hatırlatan Güven, “yetersiz delil” iddiasıyla verilen beraat kararının usule uygun yürütülmediğine dikkat çekti.
 
‘İMHA EDİLDİ’
 
Güven, “Mahkeme şahsın cezalandırılmasına yeterli delil olmadığını söylüyor. O dönem olay yerinde bulunan tanıkların belirttiği gaz fişeği vardı. O gaz fişeği ilk başta alındı. Daha sonra 2017’de suç unsuru olan gaz fişeği kapsülünün -adli emanetteydi- imha edildiğini öğrendik. Onun dışında böylesi durumlarda ilk başta olay yerinde bir keşif yapılır. Yani polis memurunun olay anında bulunduğu konumu, çocuğun yaşamını yitirdiği balkonun olay anındaki konumu belirlenir, daha sonra olay anının canlandırılması da gerekebilir. Yani oradan oraya gaz fişeği ne şekilde isabet edebilir? Bu çok önemli bir delildi. Bu keşfin yapılmamış olması bu anlamda önemli bir eksiklikti” dedi. Güven, olaydan yıllar sonra yapılan keşifte ise binaların yıkılmasından dolayı keşif şartlarının ortadan kalktığını söyledi. 
 
Yargılama sürecine geçildikten sonra dosyada üç tane hakimin değiştiğini hatırlatan Güven, bu süreçte dosyanın Asliye Ceza Mahkemesi ve Ağır Ceza Mahkemesi arasında gidip geldiğini söyledi. Güven, “Yargılamanın başından itibaren bir isabetsizlik, bir hukuksuzluk söz konusuydu” diye konuştu.
 
CEZASIZLIK POLİTİKASI
 
Cezasızlık politikasına karşı kurum ve ailenin verdiği hukuki mücadeleye değinen Güven, “Uzun yıllardır bölgemizde özellikle Kürtlere karşı rahatça silah kullanılabildiğini, gaz fişeklerinin yaşam hakkı ihlallerine yol açabildiğini; zırhlı araçlarla çocukların, kadınların, yetişkin insanların da yaşamını yitirdiğini, katledildiğini gördük. Tüm bu yargılamaların sonucunda faillerin adil bir şekilde yargılandığına, cezalandırıldığına tanık olmadık. Cezasızlık faillere cesaret veriyor” diye kaydetti. Faillere dönük cezasızlık politikasının aileleri mağdur ettiğini belirten Güven, “17 yıldır hem aile uzun süre dik bir şekilde bu sürecin takipçisi oldu hem de aileyle beraber bu süreci yürüten İHD’nin, sivil toplum kuruluşlarının, avukatların bir çabası oldu. Buna rağmen henüz adil bir yargılama olmadı. Hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz” diye belirtti. 
 
HUKUKİ MÜCADELE SÜRECEK
 
Güven, karara karşı yargılamanın adli, etkili yürütülmediği, delillerin tarafsız ve bağımsız bir biçimde toplanmadığı, ailenin acısını dindirecek şekilde etkili bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmediği gerekçesiyle İstinaf Mahkemesi’ne başvuracaklarını dile getirdi. Güven, mahkemenin aleyhte karar verilmesi durumunda, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuracaklarını kaydetti.
 
DAVA HAKKINDA
 
Evlerinin balkonunda annesinin kucağındayken başına gaz fişeği isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Mehmet Uytun, kaldırıldığı Diyarbakır Devlet Hastanesi'nde 19 Ekim 2009’da hayatını kaybetti. Valilik, Uytun'un göstericilerin attığı taşlar sonucunda yaralandığını iddia etse de, savcılık tarafından soruşturma başlatıldı ve 10 Ekim 2009’da olay yeri inceleme tutanağında, olay yerinde kırmızı renkli gaz fişeği boş kapsülünün bulunduğu tespit edildi.
 
Bunun üzerine 3 Kasım 2009'da ifade veren uzman çavuş Hakan Alkan, attığı gaz fişeğinin duvara isabet ederek yere düştüğünü öne sürerek, suçlamayı reddetti. Ayrıca kırmızı renkli gaz mühimmatını kullanmadığını ileri sürdü. Jandarma da, 3 Mart 2010'da kırmızı renkli mühimmatın envanterlerinde bulunmadığını iddia etti. Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 23 Şubat 2012 tarihli raporunda, Uytun'un "künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırığı beyin kanaması ve sonrası gelişen komplikasyonlar sonucu" hayatını kaybettiği belirtildi.
 
Cizre Kaymakamlığı, 31 Ağustos 2012'de Alkan hakkında “taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan soruşturma başlatılması yönündeki savcılık talebini "yeterli delil bulunmadığı" gerekçesiyle reddetti. Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi de, avukatların kaymakamlık kararına karşı itiraz talebini reddetti. Bunun üzerine Uytun ailesi avukatları, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. AYM, 15 Aralık 2015'de etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, bunun üzerine 15 Mayıs 2019'de yeniden soruşturma talebi istedi. Ancak kaymakamlık talebi, 21 Eylül 2019'de bir kez daha reddetti.
 
Antep Bölge İdare Mahkemesi’nin, avukatların itirazını kabul etmesi üzerine Alkan hakkında 26 Ekim 2020’de olaya dair iddianame hazırlandı. İddianamede Alkan’ın "tamburlu bomba atar ile dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde ateş ederek Mehmet Uytun’un ölümüne sebebiyet verdiği" belirtildi. Alkan’a, 21 Haziran 2021’de görülen karar duruşmasında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 3 yıl hapis cezası verilerek, ceza 18 bin 200 TL olarak paraya çevrildi. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3’üncü Ceza Dairesi, avukatların itirazı üzerine, tanıkların ifadelerindeki çelişkilerin giderilmesini isteyerek, 19 Ekim 2022’de kararı bozdu.
 
Bunun üzerine yeniden başlanılan yargılamanın 2 Mayıs 2023'te görülen 3’üncü duruşmasında dosyaya giren ATK raporunda, Uytun'un gaz fişeği sonucu yaşamını yitirdiğine dikkat çekildi. Bunun üzerine dosya 11 Mayıs 2023'te dosya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Ancak sanık avukatının itirazı üzerine yargılamanın Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam edilmesine karar verildi.
 
14 Eylül 2023'te görülen karar duruşmasında sanık Alkan’a "taksirden ölüm" suçlamasıyla 3 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3’üncü Ceza Dairesi, 21 Şubat'ta eksik araştırma nedeniyle kararı bozdu ve davanın yeniden görülmesine karar verdi.
 
Bunun üzerine sanık askerin yeniden yargılandığı davanın 11 Haziran’da görülen karar duruşmasında, sanık polis hakkında beraat kararı verildi.
 
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel
 
 
 
İlgili Haberler
Psikolog Hatice Göz: Yasa çocukluğu da çocuk haklarını da tartışma haline getirdi <font color=#ff0000> SÖYLEŞİ </font>
Psikolog Hatice Göz: Yasa çocukluğu da çocuk haklarını da tartışma haline getirdi SÖYLEŞİ

Meclis Adalet Komisyonu'nda kabul edilen “Çocuk Yasası”na dair konuşan psikolog Hatice Göz, “Türkiye’nin bugün sokakta var olan demokratik yapılarla birlikte örgütlenen, ekoloji ve kadın mücadeleleriyle bağ kuran bir çocuk hakları hareketine ihtiyacı var” dedi.

‘KHK meselesi sadece ihraçların değil toplumsal barışın meselesidir’
‘KHK meselesi sadece ihraçların değil toplumsal barışın meselesidir’

KHK ile ihraç edilen Güven Boğa, kalıcı toplumsal barışın sağlanması için KHK mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini belirterek, “Talebimiz yalnızca işe dönmek değil, hukuk devletinin yeniden işler hale gelmesidir” dedi.

Tarihin cezasızlık örneği: 33 Kurşun Katliamı’nın tanığı anlattı
Tarihin cezasızlık örneği: 33 Kurşun Katliamı’nın tanığı anlattı

Türkiye tarihinin en bilinen cezasızlık ve hafıza örneklerinden biri olan “33 Kurşun Katliamı”nı son tanıklardan Abdurrahman Sürü, “Katliamı 15 gün sonra öğrendik ama kimse ölülerin akıbetini bile sormaya cesaret edemedi. Cenazelerini kurtlara, kuşlara yem ettiler” diyerek anlattı.

Kürtçe müzik dinleyen gence ırkçı saldırı ve ‘propaganda’ tutuklaması
Kürtçe müzik dinleyen gence ırkçı saldırı ve ‘propaganda’ tutuklaması

Amed’den Kastamonu’ya yaptığı yolculuk esnasında Kürtçe müzik dinlediği için önce ırkçı saldırıya uğrayan ardından da şikayet edilen Furkan Oğlak, "Örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla tutuklandı.

14 yaşındaki çocuğun 'rızası var' denilerek tecavüz failine beraat verildi!
14 yaşındaki çocuğun 'rızası var' denilerek tecavüz failine beraat verildi!

Mahkeme ‘takdir yetkisi’ kullanarak 14 yaşında tecavüze maruz kalan çocuğun 15 yaşından büyük gözüktüğü, şikayetin 6 ay içinde yapılmaması ve çocuğun rızası olduğu iddiasıyla tecavüz failinin beraati yönünde karar verdi.