KHK eylemi: Şiddetin normalleşmesine izin vermeyeceğiz
İZMİR - KHK'lerle işten çıkarılanların işlerine geri dönmesi talebiyle yapılan oturma eyleminin 366'ncı haftasında, "Eğitimde şiddetin normalleşmesine asla izin vermeyeceğiz. Güvenli, özgür ve demokratik bir eğitim ortamı için mücadelemizi sürdüreceğiz" denildi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesinin, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her çarşamba düzenlediği oturma eylemi 365'inci haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti. Açıklamada "Akademi biat etmez KHK'lar gidecek biz kalacağız" ve "Eğitimde şiddete hayır. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz" pankartları açıldı. Basın metnini Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 3 No'lu Üniversiteler Şubesi üyesi Bulut Yavuz okudu.
Kamuoyunda "Barış Akademisyenleri sorunu çözüldü, akademisyenler işlerine ve kürsülerine döndü" yönünde bir algı oluşturulduğunu söyleyen Bulut, bunun gerçeği yansıtmadığını vurguladı. 2016'dan bu yana süregelen hukuksuzluğun bugün de devam ettiğini belirten Bulut, "Bunun en somut örneği, sendikamız üyesi Barış Akademisyenlerinden Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç ve Prof. Dr. Melek Göregenli’nin davalarıdır. 6 Ocak 2016'da KHK ile Ege Üniversitesinden ihraç edilen Prof. Dr. Toker Kılınç'ın işe iade talebi, 14. Bölge İdare Mahkemesi (BİM) tarafından reddedilmiştir. Aynı sebeple, aynı tarihte ihraç edilen Prof. dr. Melek Göregenli için aynı mahkeme, hocamızın talebini hiçbir gerekçe göstermeksizin reddetmiştir. Bu kararlar, idare mahkemelerinin kendi görev ve yetki sınırlarının dışına çıkarak ceza mahkemeleri gibi davranmasının sonucudur. Görevlerine iade dilen az sayıdaki Barış Akademisyenlerine, üniversitelerin iade kararlarına itiraz etmesi nedeniyle aynı hukuksuz süreç üst mahkemelerde yeniden yaşatılmaktadır. Mahkemeler artık Barış Bildirisi'ni doğrudan ihraç gerekçesi gösterememektedir; zira bildirinin suç olmadığı Anayasa Mahkemesi kararıyla defalarca tescillenmiştir. Ancak bu kez mahkemeler, dosyada yer almayan, çoğunlukla soruşturma konusu bile yapılmamış faaliyetleri 'iltisak' adı altında gerekçe olarak öne sürmektedir" dedi.
'İADE KARARLARI UYGULANMIYOR'
Dokuz Eylül Üniversitesi özelinde halen iki akademisyenin davasının sürdüğünü, 4 iade kararının ise idare tarafından uygulanmadığını aktaran Bulut, "Üç akademisyenin ataması, ihraç sonrasında emekli olmaları gerekçe gösterilerek yapılmamıştır. Araştırma Görevlisi Özer Yersüren'in ataması ise, ihraç edildiği dönemde kadroda bulunma süresi dolduğu gerekçesiyle yapılmamaktadır. Üniversite kendi yarattığı bir mağduriyeti, iade kararına rağmen atama yapmamanın bir gerekçesine dönüştürmekte ve hukuksuzluklar silsilesine bir yenisini eklemektedir. Üstelik, mahkeme kararından doğan özlük ve ekonomik haklarını da iade etmeyip bir kez daha gasp etmektedir. Talebimiz nettir: KHK ile tüm ihraçların koşulsuz iptali, Barış Akademisyenlerinin görevlerine eksiksiz ve gecikmeksizin iadesi, yargının siyasi baskıdan arındırılması, adil yargılanma hakkının fiilen güvence altına alınması ve hak kayıplarının eksiksiz telafisi" diye belirtti.
ŞİDDET KINANDI
Dün Ege Üniversitesi’nde yaşanan ülkücü saldırıya da değinen Bulut, şöyle konuştu: "Yaşanan bu olay, münferit bir şiddet vakası olarak değerlendirilemez. Son dönemde farklı üniversitelerde de benzer saldırıların yaşanması, yükseköğretim kurumlarında güvenlik, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı açısından ciddi bir sorun bulunduğunu göstermektedir. Üniversiteler; öğrencilerin yalnızca eğitim gördüğü yerler değil, aynı zamanda düşüncelerini özgürce ifade edebildikleri, örgütlenebildikleri ve demokratik haklarını kullanabildikleri kamusal alanlardır. Bu nedenle üniversite yönetimleri ve ilgili kamu otoriteleri, öğrencilerin can güvenliğini sağlamakla birlikte, bu özgürlük ortamını korumakla da sorumludur. Öte yandan, eğitim kurumlarında giderek yaygınlaşan şiddet olgusu yalnızca üniversitelerle sınırlı değildir. Buradan açıkça ifade ediyoruz ki: Eğitim kurumlarında şiddete karşı etkili ve kalıcı önlemler derhâl hayata geçirilmelidir. Üniversitelerde öğrencilerin örgütlenme ve ifade özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. Sorumlular hakkında gerekli adli ve idari işlemler gecikmeksizin uygulanmalıdır. Eğitimde şiddetin normalleşmesine asla izin vermeyeceğiz. Güvenli, özgür ve demokratik bir eğitim ortamı için mücadelemizi sürdüreceğiz."