HABER MERKEZİ - “Özgürlükçü” paradigmasıyla erkek egemen sisteme karşı yol gösteren Abdullah Öcalan, tecrit koşullarında avukatları ve heyetlerle yaptığı her görüşmede kadınlara ayrı mesaj göndererek, büyük önem atfettiği özgürlük ısrarını her defasında vurguladı.
Kadınlar dört bir yandan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne hazırlanırken, kadın özgürlüğünü önemseyen ve çabasını veren isimlerin mücadelesi de önem atfediyor. Bu isimlerin başında ise PKK Lideri Abdullah Öcalan geliyor. Tutsak edildiği 1999 yılından bu yana kendisiyle yapılan her görüşmede özellikle kadınların yaşadıkları sorunları gündemine alan Abdullah Öcalan, ortaya koyduğu tezler ve çözüm önerileriyle günümüzde dünya kadınlarına ilham kaynağı oluyor.
Öyle ki uluslararası komplo sonrası yaptığı ilk değerlendirmeyi kadınlara ayıran Abdullah Öcalan, şunları belirtti: "Kadınlara ilişkin yarım kalan yaşam projem vardı. Onun içeriği doldurulabilir. Çünkü özü verilmiştir. Özgürleşme mücadeleleri devam etmeli ve sonuna kadar gitmelidir. Özgür kadın yürüyüşü bana göre halen en haklı ve sonuna kadar gidebilir. Yaşam ve barış üzerindeki etkisi düşünülmeli. Yenisi yaratılmalı. Özgür kadın benim için idealdi. O davam sonuca gidebilmeli."
8 MART MESAJLARI
Her dönem yaşanan gelişmeler bağlamında kadın sorununu yorumlayan ve tespitlerde bulunan Abdullah Öcalan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne dair özel mesajlar paylaştı. Abdullah Öcalan, bu mesajlarını 2000'den 2015 yılına kadar tecrit koşullarından kaynaklı aralıklarla avukatları ya da kendisiyle görüşen heyetler aracılığıyla gönderdi. Son 4 yıldır sistematik tecritte tutulan Abdullah Öcalan, 23 Ekim 2024 tarihinde yeğeni Ömer Öcalan ile aile görüşü gerçekleştirdi. Daha sonra Halkların Demokratik Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti ile 28 Aralık 2024 ve 22 Ocak 2025 tarihlerinde iki ayrı görüşme gerçekleştirebildi. Görüşmelerin olduğu bu dönemde de Abdullah Öcalan'ın 8 Mart'ta dair bir mesaj gönderip, göndermeyeceği merak edilenler arasında.
Abdullah Öcalan'ın daha önce 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dair gönderdiği mesajlarını derledik.
2000: ‘SEVDA KADINI’ ŞİİRİ
Abdullah Öcalan 2000 yılında 8 Mart mesajında günün anlam ve önemine dair kısa bir not ve "Sevda kadını" şiirini gönderdi. "Demokrasinin zaferini kadın getirecektir” sloganını öneren Abdullah Öcalan, “Bu bir slogan olabilir. Barış çalışmaları savaştan daha önemli. Barış analarına, şehit analarına selam söyleyin. Barış çalışmalarına tüm güçleri ile katılsınlar. Gün dolayısıyla onlara bunu söyleyebilirim” diye belirttiği mesajında bir şiirde yer aldı.
"Sevda Kadını
seninle yaşamak için,
aramızda adem ile Havva’dan beri
ekilen kara çalıların sökülmesi
yükseltilen duvarların kaldırılması gerekir
bunun için,
ilk sınıf, ilk hakim,
yalancı ve zalim erkekliğin yenilmesi
ve
uygarlığın çaldığı ateşin alınması gerekir.
prometeus’lara bedel bir kavgayı göze aldım.
dünyayı karşımda buldum
promete’nin memleketinde
haince esir düşürüldüm
ey kutsal ana
ve
sevda kadını…
Abdullah Öcalan."
2001: KENDİNİZİ YENİDEN YARATIN
Abdullah Öcalan’ın, 8 Mart 2001'de "Gerçeğin, adaletin ve sevginin arayışçılarına" sözleriyle kaleme aldığı notunda şu mesaj yer aldı: "2000 yılının 8 Mart'ının selamından beri ortaya çıkan gelişmeler, yaşadığı yoğunluk temelinde ve gönderdiğiniz mektupların hepsine vereceğim cevap şudur; derinleşmenizi diliyorum. Her biriniz kendinizi bir dergâh kılabilir, bir ana kaynak haline getirebilirsiniz. Siyaset ve sömürüye dayalı sistemleri, kadın köleleşme süreci incelenerek derinleşmenizi, kendinizi adeta yeniden yaratmanızı diliyor, yalnızlığa dair yazdıklarınıza da şöyle diyorum; yalnızlık güç ve kudret kaynağına dönüştürülmelidir…"
2004: ÖZGÜRLÜK HERŞEYDEN DEĞERLİ
Bu mesajın ardından iki yıl tecridin ağırlaştırıldığı İmralı'da görüşmeler yapılmadı. 2004 yılının 8 Mart’ından sonrası yeniden yapılan görüşmede Abdullah Öcalan, günün önemine dair yaptığı değerlendirmede, "8 Mart geçti, ama kısa bir mesaj vermek istiyorum; Kadın özgürlüğü üzerine büyük düşünme ve kişilikte derinleşme çabamı sürdürüyorum. Kadınlara öz tutku ile bağlılığımı sunuyorum. Uygarlık tarihinden daha eski, şiddetli veya şiddetsiz bütün baskıyı çözümledim. Benim için çaba içinde olanlara teşekkür ediyor, selam ve sevgilerimi sunuyorum. Kadının zaferin gerçek teminatı olduğunu belirtiyorum. Özgürlük, ekmek ve sudan daha değerlidir. Kadın özgürleşmesini Ortadoğu'da zeka, savunma, güzellik temelinde baharla birlikte bir güneş gibi yaratacağınıza inanıyorum. Bu heyecanla kadınlara şunu söylüyorum; bu ihanet, bu aşağılık erkek şeyi sizin sırtınızdan geliştirilmeye çalışılıyor. Yaptırmasınlar, bunun önüne geçebilirsiniz” ifadelerini kullandı.
2008: KADIN SORUNU İKTİDAR SORUNUDUR
Görüşmeler sekteye uğratılırken, Abdullah Öcalan 2008 yılındaki 8 Mart mesajında kadınlara şöyle seslendi: "8 Mart vesilesiyle mesajımı vermek istiyorum. Koşullardan kaynaklı parça parça değinebiliyorum. Aslında kadın sorunu bir iktidar sorunudur. Kapital finansın iktidar mantığı, 'ya bu iktidara tabi olursunuz ya da ölürsünüz' üzerine kurulmuştur. Kadının cinsiyetçiliğini bu iktidarın aracı olarak kullanıyorlar. Kendinizi bu ilişkilerden, bu erkeklikten sakının. Gazetede okudum; doktor olan bir kadın asker eşinden boşanmak istediği için on iki kurşunla öldürülmüştü. İşte kapital finans, kadına bunu söylüyor, 'ya benim iktidarıma yüzde yüz tabi olursun, ya da yüzde yüz ölürsün' günümüzde evliliklerin yüzde doksan beşi tecavüzdür. Kadınlar her gün tecavüze uğruyorlar. Böyle bir tecavüz kültürü içinde bir kadının ne ruhu ne beyni sağlam kalır; ne güzellik anlayışı kalır ne de sevgisi ve aşkı. Kapital finans, kadını denetim altına almak için cinsiyetçiliğini kullanıyor. 'Nasıl aşık olacağından, nasıl yaşayacağından, nasıl sevişeceğine' kadar tümünü tek tipleştiriyor. Kadın üzerinden toplumun iktidarını hedefliyor. Milliyetçilik ve dincilikle de topluma tek tip düşünceyi dayattı. Ulus-devletle nasıl bir kimlik istiyorsa, onu dayatıyor. 8 Mart vesilesiyle kadınlara ve tüm halkımıza selamlarımı iletiyorum."
2010: ÇÖZÜMÜN GÜCÜ OLUNMALI
Abdullah Öcalan’ın, heyet aracılığıyla 2010 yılında gönderdiği 8 Mart mesajı şöyle: "8 Mart'a ilişkin olarak şunları belirtebilirim; Sümerlere kadar olan beş bin yıllık süreçte anaerkil bir dönem yaşandı. Sümerlerde bu anaerkil dönem yerini babaerkil ya da ataerkil döneme bıraktı. Günümüze kadar beş bin yıl anaerkil, beş bin yıl da ataerkil dönem yaşandı. Bizim anlayışımızda ne tam anaerkillik ne de tam ataerkillik vardır. Bizim anlayışımız; ikisini buluşturan, felsefeye dayalı, felsefik temeli olan bir birlikteliktir. Evet, kadın ve erkek bir arada yaşamalıdır, yaşayabilir. Ancak bu yanlış anlaşılmasın, burada kastettiğim bir cinsel özgürlük değildir, bunu da tasvip etmiyorum. Kastettiğim kadın erkek birlikteliği felsefeyle yoğrulmalı ve felsefik temeli olan bir birliktelik olmalıdır. Kadın ve erkek birlikteliği, ancak böyle anlamlı kılınabilir. Aksi durum işte vahşi kapitalizmde görülen kadın cinselliğine bizi götürür. Vahşi kapitalizmin bu kadın cinselliğinin sonucu felakettir, iğrençtir. Kaba cinselliğe dayalı, içi boş, felsefesi olmayan bir ilişki olmamalıdır. Kadın özgürlüğünden kastettiğim, bilinçli ve iradeli kadındır. Benim kadına ilişkin düşüncelerim çok farklıdır, çok yenidir. Kadın özgürlük mücadelesi kazanılmadan sosyalizm mücadelesi, demokrasi ve özgürlük mücadelesi başarıya ulaşamaz.
AKP KADINLAR İÇİN BÜYÜK TEHLİKE
AKP kadınlar için de büyük bir tehlikedir. Kadınlar şimdi buldukları özgürlük kırıntılarını bile arar hale gelebilirler. Adıyaman'da Menzil tarikatı etkilidir, burada bir kız çocuğu diri diri gömülüyor, bu recm'den de daha tehlikelidir. İşte AKP'nin zihniyeti budur. Diri diri gömülmede yavaş yavaş toprağı yutar ölürsün, oysa recm'de en azından nefes alabiliyorsun. Yine gazetelerde her gün kadınlara yönelik şiddet haberleri var. İşte adam sokak ortasında kadını bilmem 'beni sevmedin' diye öldürmüş, başka bir yerde kulak kesmiş, burun kesmiş, bunların hepsi bu zihniyetin tezahürüdür. İşte bunun için diyorum; felsefe temelinde yaklaşın, felsefik çalışmalar yapın, tartışın, örgütlenin. Bunları, bu zihniyeti ancak bu şekilde durdurabilirsiniz. Yoksa varacağınız son budur, şimdiki sınırlı özgürlükleri bile kaybedersiniz. Kadınlarda, kadın bilinci oldukça gelişti, bir düzeye geldi. Yine kadın özgürlük mücadelesinin başarıya ulaşacağına olan inancımı belirtiyorum. Kadın özgürlük mücadelesi başarıya ulaşacaktır. Kadın cinsi ekseninde yürüttüğümüz özgürlük mücadelemiz de kadın özgürlük mücadelesinden aldığı güçle başarıya ulaşacaktır. Buna inancım tamdır. Kadın özgürlük mücadelesi genel özgürlük mücadelesine güç verecektir.
Kadın özgürlüğü konusunda da düşüncelerim biliniyor. Kadınlar da kendi öz örgütlülüklerini daha da güçlendirip demokratik mücadelemize güç, destek sunabilmelidirler. Kadının değişimi, dönüşümü toplumun değişimi, dönüşümüdür. İşte 'Jin, jiyan, azadî’ deniliyor. Bu süreci başlattığımız bir dönemin içindeyiz. Herkes, bütün kadınlar bu bilinçle çalışmalara, sürece yaklaşmalıdır. Kadınlara söylüyorum, kendi merkezleri var, kendilerini güçlendirsinler. Zamanımız kalmadı, o yüzden fazla değinemeyeceğim, ancak kadınlar, tanrıçalar döneminde yaşamın merkeziydi, şu anda ise bataklığın merkezi halindeler. Kongre yapsınlar. Bu nedenle kadın mücadelesi önemlidir, kadın yaşamın, demokratik çözümün merkezi, birleştiren güç olmalıdır."
2014: YERİNİZ EV DEĞİL
Abdullah Öcalan, 2014 yılında BDP-HDP heyeti ile yaptığı görüşmede 8 Mart vesilesiyle gönderdiği mesajında şu ifadelere yer verdi: “Sevgili kadın yoldaşlarım. Kadınların özgürleşmek için büyük çaba harcaması gerekir. Çünkü kadını özgür olmayan bir halk özgür olamaz. Kadını özgürleştiremeyen bir devrim devrim değildir. Kadını örgütleyemeyen bir örgüt örgüt değildir. Sizin yeriniz sadece eviniz değil. Siz her yerde olmalısınız. Söz sahibi olmalısınız, her yerde kadınlar konuşmalı. Kadın özgürlük mücadelesi olmasaydı kadınlar köle olarak yaşamaya devam ederdi. Şehit kadın kahramanlar var, hepsi çok değerliydi, şehit düşen kadın yoldaşlarımın hepsini saygı ile anıyorum. Sakine’nin hayatı örnektir. Kadının özgürleşmesi, Sakine’nin mücadelesidir. Sakine’nin hesabını sormalı, açığa çıkarmalısınız. Kadının kölelik tarihi elbette Ortadoğu kültüründe gizlidir. Çıkışı da bu nedenle bu topraklarda olacaktır. Ama erkek tarzında olmayacağı açıktır. Hiçbir öykü kadının kölelik ve özgürlük öyküsü kadar beni hem esefle, öfkeyle hem kıvançla ve coşkuyla etkilemiyor. Bana öyle geliyor ki toplumsal yaşamda yapılan en temel hata, yanlışlık ve çirkinlik kadın konusunda yapılmakta ve yaşamı peşinen kaybetmeye götürmektedir. Bunun başlıca nedeni kapitalizmi kültürüdür. Tarihin hiçbir döneminde kadın kapitalizmde olduğu kadar istismar edilmemiş ve sistemin hizmetinde kullanılmamıştır. Dolayısıyla kadın özgürleşmesinde özgün bir öz savunma yaşamın temel ilkesi yapılmak durumundadır. Bunu zihnen oluşturacaksınız.
KADIN ÖLÜMLERİ SAVAŞTAN BETERDİR
Her gün onlarca kadın öldürülüyor. Bu ölümler savaştan daha da beterdir. Küçük kız çocuklarını gelin adı altında eş olarak alıyorlar. Aldığında eş, tecavüz ettiğinde leş olur. Sonra yüzüne nasıl bakılır? Kadınların en büyük sorunlarından biri de işsizliktir. Kadını da ekonomisizleştirdiler. Ekonomi kadınlar için önemlidir. Kadın yaşam dışı bırakılmıştır. Kadın toplumda yerini bulmalıdır. Kadın toplumsal dönüşümün öncüsüdür. Kadınlar giderek ekonomik kominler oluşturmalıdır. Kadınların öz kararları olmalı. Kadınların özgür yaşam evleri, binaları olmalı. Yaşamı kararlaştıracağınız mekânlar olmalı. Çalışmalarınızın temeline özgür kadın arayışını alın. Şikâyetçi değil, yaratıcı olun. 3 ya da 4 kadın bir araya gelince çözüm üretin. Kadınlığınıza güvenin. Umutlu olun, emek harcayın. İnanarak yapın.
Kadın temelli çalışma önemlidir. Kadın olmak müthiş bir şeydir. Kadınla müthiş yaşanılabilir. Ancak bu şekilde kadın kendisini 5 bin yıllık kölelikten arındırabilir. Bütün yaşamı sosyal olarak ve estetik olarak siz belirleyeceksiniz. Ekonomik yaşamı, sosyal yaşamı, estetik yaşamı siz inşa edeceksiniz. Ve böylelikle biz vahşi erkekleri düzelteceksiniz. Kadın sorunu sınıfsal, kültürel, ekonomik sorundur. Kadın sorunu aynı zamanda siyasal bir sorundur. Siyaseti aşkla yapacaksınız. Eş başkanlık her yerde oturtulsun. Eşbaşkanlık evrenseldir. Eşitlikçidir. Kendinizi diriltebilirsiniz. Bunu özgürlük ilkesi ile birleştireceksiniz.
DEVRİMİMİZ KADIN DEVRİMİDİR
Kadın özgürlüğünü ve kimliğini dayatmalısınız. Çalışarak, gelişerek ve özgürleşerek iyi kadın olunur. En güzel kadın hayatı özgür yaşayan kadındır. Hiçbir çirkinlik, köle kadınla ve tahakkümcü erkekle birleşmek ve bütünleşmekten daha alçak ve iğrenç olamaz. Yine hiçbir birlik ve bütünlük özgür kadınla ve tahakkümü yenmiş erkeklikle yaşamaktan daha değerli, güzel ve doğru olamaz. Büyük bir özgürlük devrimi anlamlı bir yaşamın olmazsa olmazıdır. Bu nedenle Ortadoğu devrimi bir kadın özgürlük devrimi olarak geliştirilmek durumundadır. Eşitlik ve özgürlük kadın meselesi ile sağlanır. Bizim devrimimiz kadın devrimidir. Kadının köleliğini aştıracağız. Bizimki, sınıf devrimi değil. Kadın devrimi öncü devrimdir. Gelinen aşama olsa olsa yolun yarısıdır. Ama unutmayalım ki önemli olan yolun sonu değil yolda coşkuyla, kolektif aşkla, güzelliklerle yürümektir, koşmaktır.
Özgürlük mücadelesinin sembol isimleri olan Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ı saygıyla anarken bu vahşi katliamın hesabını katillerinden mutlaka soracağımızı belirtmek isterim. Biz barışı ve demokratik çözümü bu yoldaşlarımızın şahsında bütün özgürlük şehitlerimize adayacağız. Soylu şehitlerimize ve onun jin-jiyan olma gerçekliğine bağlılık kadar, emek gücümle sonuna kadar katkılarımı sunmaya devam edeceğim. Kadın için sözümüz bitmedi. Bu minval üzere tüm alanlar ve anlardaki siz yoldaşları, dostları, bilgece, güzelce ve aşkla selamlıyor, kucaklıyor ve başarı diliyor; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüzü kutluyorum.”
2015: ÖZGÜR OLACAKSINIZ
6 Mart 2015 tarihinde Riha’nın Mehser köyünde düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mitinginde Abdullah Öcalan’ın kadınlara gönderdiği mektubu da okundu. Kobanê sınırında okunun mektupta, şunlar belirtildi: “Kobanê şahsında, Arin Mirkan’ların direniş ruhuyla kadınlar gözlerini yeni yaşama, yeni uygarlığa açmışlardır. Bu duyguyla özgürlük mücadelesini yürüten siz cesur kadınları saygıyla selamlıyor, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüzü kutluyorum. Kadın özgürlüğünü geliştirmek istiyoruz. Şimdi bütün dünya direnen kadınlar şahsında bunu görmeye ve dergilerinde bu güzelliği vermeye başladı. İşte, bu özgürlük tutkusu, buradan doğdu. Bunlar doğru anlaşılmalı. Kürdistan, Kürt realitesinde aşkın sosyolojisini bilmek gerekir. Ben aşkı, sevgiyi, aileyi inkâr etmiyorum. Bunlara bağlılık soylu bir bağlılıktır, ama özgür bir yaşam olmadan bunların bir anlamı yoktur. Benim bahsettiğim sosyal bir aşk, toplumsal bir aşktır.
KADININ TOPLUMSAL SÖZLEŞMESİ
Benim için kadın özgürlüğü her şeyden daha önemlidir. En güzel kadın hayatı özgür yaşayan kadındır. Hiçbir birlik ve bütünlük özgür kadınla ve tahakkümü yenmiş erkeklikle yaşamaktan daha değerli güzel ve doğru olamaz. 30 yıldır en önemli destekçilerim kadın arkadaşlardır. Benim kadınla diyalogum, sözleşmem önemlidir. Siz kadının toplumsal sözleşmesini geliştireceksiniz. Kadın cinayetlerinden tutalım da kadın sünneti, tecavüz ve benzeri hepsine karşı mücadele veren bir sözleşme olmalı. Derinlikli ele almalısınız. Erkeklere güvenmeyin. Erkek dogmatiğini yıkın. Kadınlığınıza güvenin. Eşitlik ve özgürlük kadın meselesiyle sağlanır. Bu nedenle bizim devrimimiz kadın devrimidir. Kadın olmadan yaşam olmaz. Özgürlük olmadan etik ve estetik olmaz. Kadın etiği dediğim şey kadınının karar verme gücüdür. Bir kadını alma ya da kızını verme kabul edilemez. Ben benim diyeceksin. Ben kimsenin değilim. Kadın kocasının eşi, babasının kızı ya da abisinin kız kardeşi değildir, olmamalıdır. Kadın kendisi olmak durumundadır. Bunun formülü tutkuyla çalışmaktır, yoğunlaşmaktır, karanlığı aydınlatmaktır.
İKİ ANLAYIŞ ÇATIŞIYOR
Erdoğan, 3 çocuk, erken evlilik diyor. O da bilinçli olarak söylüyor, ben de bilinçli olarak söylüyorum. İki anlayış çatışıyor. Bakalım o mu kazanır, biz mi kazanırız göreceğiz. Benim buradaki demokratik çözüm başlıklarımda da kadın özgürlüğü birinci maddedir. Anlamıyorlar. ‘Bunun demokratik çözümle ne alakası var’ diyorlar. Ben net konuşuyorum. Kadın özgürlüğünün demokratik çözüm ile ilişkisi nettir. Daha önce de söyledim, bu kadar kadının öldürüldüğü bir ülkede, ben bu devlete üye olmam. Çözüm; kadının eşitlik, özgürlük hukukuyla beraber olur. Kadın hukuku-özgürlük hukuku benim için esastır. 5 bin yıllık erkek egemen kültür, tecavüzcü kültürdür. 9 bin yıllık çökmüş olan kadın gerçeğini özgür kadın olarak ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Bu nedenle tüm müzakere çalışmamızın özü, çiçeği kadın çalışmasıdır. Çünkü kadın sorunu kültürel, siyasal, ekonomik ve sosyolojik bir sorundur. Devletle de benim diyalogum kadın özgürlüğü lehine demokratik toplum projesini demokratik devletle buluşturmak üzeredir.
Kadınların ‘Öcalan özgür olmadan özgür olmayacağız’ sloganı güzeldir. Çünkü ben özgürüm. Siz de özgür olacaksınız. Bu konuda siz direnen kadınlara çok güveniyorum. Şunu belirtmeliyim ki böylesi tarihi bir süreçte kadınların ilk defa bir müzakere heyetinde yer alması tarihi değerdedir ve kutluyorum. İnanıyorum ki 21’inci yüzyıl kadın özgürlüğünün sağlandığı yüzyıl olacaktır. Bu temelde bir kez daha hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum özgürlük mücadelenizde başarılar diliyorum.”
YARIN: 168 yıllık direniş: Kutlama değil bedel ödenmiş mücadele günü
MA / Semra Turan