Sultanbeyli'de annelerden uyuşturucuya karşı ortak mücadele çağrısı

Paylaş:
İSTANBUL - Uyuşturucu bağımlılığı yaşayan çocukların aileleri, Sultanbeyli’de düzenlenen yürüyüşte, “Başka çocuklarımızı kaybetmeyelim. Uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı birlikte mücadele edelim" çağrısı yaptı. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sultanbeyli İlçe Örgütü ile DEM Parti Gençlik Meclisi, Sultanbeyli Meydanı'nda uyuşturucu, çeteleşme ve fuhuşa karşı yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. Eyleme çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı. Eylemde, "Şiyar be! Uyuşturucuya, fuhuşa ve çeteleşmeye karşı geleceğimize sahip çıkıyoruz" pankartı açıldı. "Uyuşturucunun panzehiri örgütlü toplumlardır", “Gençlik bizim gelecek bizim", "Uyuşturucuya değil gençliğe yatırım", "Bağımlı olma özgür ol" ve "Zehir tacirlerine karşı halkın gücü" yazılı dövizler taşındı. Sık sık "Kürt halkı uyan gençliğine sahip çık" ve "Gençlik burada dimdik ayakta" sloganları atıldı.
 
Burada ilk olarak uyuşturucu bağımlılığı yaşayan çocukların aileleri konuştu. Anneler, çocuklarının uzun süredir bağımlılıkla mücadele ettiğini belirterek başka çocukların aynı duruma düşmemesi için uyuşturucuya karşı birlikte mücadele çağrısında bulundu.
 
Ardından basın açıklamasının Kürtçesini gençlik adına Harun Türkan, Türkçesini ise DEM Parti Sultanbeyli İlçe Eşbaşkanı Saltanat Yılmaz okudu. “Bugün burada yaşam hakkımızı ve geleceğimizi savunmak, mahallelerimizi uyuşturucu, kadın bedeninin metalaştırılması ve çeteleşme gibi sömürge politikalarına karşı korumak üzere bir araya geldik” diyen Saltanat Yılmaz, “Uyuşturucu kullanımı, bağımlılık, organize suç ağları, insan ticareti ve fuhuşla bağlantılı sömürü mekanizmaları, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de ciddi toplumsal sorunlar arasında yer almaktadır. Özellikle ekonomik yoksunluk, işsizlik, eğitim olanaklarına erişimdeki eşitsizlikler ve sosyal dışlanma gibi faktörler, genç nüfusun bu tür risklere daha açık hale gelmesine neden olabilmektedir. Kürt halkının yoğun olarak yaşadığı bazı mahalleler ve kentlerde benzer kaygılar uzun süredir kamuoyu, sivil toplum çevreleri ve partimiz tarafından dile getirilmektedir. Bu çevreler, uyuşturucu ve suç ağlarının yaygınlaşmasının yalnızca bir güvenlik sorunu olarak değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve siyasal boyutları olan bir mesele olarak ele alınması gerektiğini savunmaktadır. Bu tartışmalar bir gerçekliğin dışa vurumudur” dedi.
 
‘ORTAK SORUMLULUK GEREKLİ’
 
Mahallelerde sömürge politikalarının uygulanmasıyla gençlerin toplumsal, siyasal yaşama katılım imkanlarının zayıfladığını, örgütlü toplumsal faaliyetlerden uzaklaştıkları ve suç ağlarının etkisine daha açık hale geldiklerini vurgulayan Saltanat Yılmaz, “Son dönemde kamuoyunda tartışılan Barış ve Demokratik Toplum süreci bağlamında da gençlerin geleceği, toplumsal bütünleşme, demokratik katılım ve sosyal adalet konuları öne çıkmaktadır. Kalıcı bir barış ve demokratikleşme perspektifinin yalnızca siyasal müzakerelerle değil; aynı zamanda eğitim, istihdam, kültür, sosyal hizmetler ve bağımlılıkla mücadele alanlarında etkili politikalarla desteklenmesi gerektiği tartışılmaz bir hakikattir. Toplumun tüm kesimlerinin ortak beklentisi; gençlerin uyuşturucu, organize suç ve her türlü sömürü ilişkisinden korunması, insan onuruna yakışır yaşam koşullarına erişebilmesi ve demokratik toplumsal yaşama özgür bireyler olarak katılabilmesidir. Bu doğrultuda kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin ve yurttaşların ortak sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.  
 
‘MAHALLELERİMİZİ SAHİPLENELİM’
 
Başta gençler olmak üzere bütün halka çağrı yaptıklarını söyleyen Saltanat Yılmaz, “Mahallelerimizi birlikte sahiplenelim. Gençliği yalnızlığa değil dayanışmaya, umutsuzluğa değil örgütlü yaşama, bağımlılığa değil özgürlüğe taşıyalım. Uyuşturucuya, çetelere ve toplumu çürütme politikalarına karşı sessiz kalmayalım. Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmayı birlikte büyütelim. İnanıyoruz ki gençliği korumanın yolu baskıdan değil, demokratik siyasetin güçlenmesinden, nitelikli eğitimden, güvenceli istihdamdan, kültür ve sanat alanlarının çoğalmasından ve güçlü toplumsal dayanışmadan geçmektedir. Bir kez daha ilan ediyoruz: Uyuşturucuya karşı yaşamı, Çeteleşmeye karşı demokratik toplumu, kadın sömürüsüne ve her türlü şiddete karşı eşit ve özgür yaşamı, yalnızlığa karşı dayanışmayı, umutsuzluğa karşı umudu büyütüyoruz” diye belirtti.