Tanrıkulu: Yasa konusundaki kuşkular düzenlemelerle giderilmeli
ANKARA - "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifine dair konuşan Yeni Parti Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, "Kürt meselesinin demokratik boyutunu, anadili, yerel demokrasiyi, ifade özgürlüğünü ve siyasal katılımı ayrıca konuşmak zorundayız" dedi.
Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifi görüşmeleri devam ediyor. Teklifin maddeleri üzerine söz alan Yeni Parti Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, sürecin önemine işaret etti. Tanrıkulu, "Bir insan olarak bu ülkenin başta ana dili olmak üzere temel haklarından mahrum bırakılmış bir Kürt vatandaşı olarak bir insan haklarının savunucusu olarak, bir hukukçu olarak, silahların susmasını, ölümlerin durmasını sağlayacak her adımı değerli bulduğumu söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum" dedi.
'BU TEKLİFİ DESTEKLİYORUM'
Söz konusu kanun teklifinin acıları ve çatışmayı bitirmesi açısından önemli olduğunu fakat eksik yönlerinin de bulunduğunu belirten Tanrıkulu, "Bu teklifi destekliyorum. Çünkü yasa, silahların bırakılması için hukukki bir kapı açmak zorunda. Bir insana silahını bırak, ülkene dön, siyasal ve toplumsal hayata katıl diyorsanız, o insan kapıdan içeri girdiğinde başına ne geleceğini bilmelidir. Hukuk belirsizlik değil, güvence öğretmelidir. Bu teklif bütün eksikliklerine rağmen o güvencenin ilk adımıdır" dedi.
'BARIŞ BİRİLERİNE VERİLMİŞ BİR TAVİZ DEĞİLDİR'
Barışı desteklemenin kendisi açısından siyasi bir taktik olmadığına işaret eden Tanrıkulu, devamla şunları söyledi: "Barış birilerine verilmiş bir taviz değildir. Bu yıllardır savunduğum yaşam hakkının gereğidir. Bu teklifi arkadaşlarımızla beraber faşizan baskılar, hukuksuz operasyonlar, iftira ve şantajla iddianamelerin gölgesinde bile destekliyorsak herkes bunun kıymetini bilmelidir. Resul Emrah Şahan gibi arkadaşlarımız hapishaneden bile bu teklifi destekliyorsa kıymeti bilinmelidir. Belediye başkanlarımız tutuklanırken, seçilmişlere kayyum atanırken, siyasetçiler, gazeteciler ve insan hakları savunucuları yargı baskısı altında tutulurken bu teklifi destekliyorum. Kürt sorununun çözümünün demokratik bir zeminde mümkün olduğunu göstermek istiyorum. Ancak teklife desteğin, eksiklerin söylemesine engel değildir.
YASANIN SÜRESİ YETERSİZ
Teklif silah bırakanların hukuki durumunu düzenliyor. Fakat topluma dönüşü yeterince düzenlemiyor. İnsanlar yalnızca savcılığa dilekçe vererek siyasal ve toplumsal hayata dönmüş olmayacak. Toplumsal bütünleşme kanunun başlığında kalmamalı, maddelerinde karşılık bulmalıdır. İkinci olarak sürecin ağırlık merkezi meclis değil yürütme olarak kurulmuştur. Cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığındaki kurula geniş yetkiler verilirken Meclis izleme komisyonuna yalnızca izleme ve tavsiyede bulunma görevi veriliyor. Oysa bu süreç bir güvenlik proklaması faaliyetine indirgenemez. Meclis düzenli olarak bilgilendirilmeli, raporda kamuoyuna açıklanmalı ve denetim yetkisi gerçek anlamda güçlendirilmelidir. Üçüncü olarak 6 aylık başvuru süresi hayatın gerçekleri bakımından yetersiz kalabilir.
YASA SÜRESİ UZATILABİLMELİ
Irak'ta, Suriye'de ve başka ülkede bulunan Kürtlerin durumları aynı değildir. Bir çok açıdan güvenlik sorunları yaşanacaktır. Süre uzatılabilmeli, uygulama insanları dışarıda bırakacak bir takvime dönüşmemelidir. Ayrıca kanunun uygulanmasını bütünüyle güvenlik kurumlarının tespiti ve Milli Güvenlik Kurulu kararına bağlamak yerine hukuki ve parlamenter denetimi güçlü mesnel ve şeffaf bir mekanizma kurulmalıdır. Barışın güvencesi yalnızca devletin güvenlik kurumları değil, esas olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi, hukuk ve toplumdur.
SON DEĞİL BAŞLANGIÇ
Bu kanun her meseleyi çözmeyecek. Kürt meselesinin demokratik boyutunu, anadili yerel demokrasiyi, ifade özgürlüğünü ve siyasal katılımı ayrıca konuşmak zorundayız. Siyahların susması demokratik çözümün kendisi değildir. Fakat demokratik çözümün önünü açabilecek en önemli eşittir. Bugün burada kusursuz bir metne oy vermeyeceğiz. Kusurların giderilmesi gereken ama Türkiye'yi ölümden hayata, çatışmadan siyasete taşıma ihtimali bulunan bir adıma oy veriyoruz. İlk adımı eksik de olsa atmak önemlidir. Yıllardır bu ülkede barışı savunanlar suçlandı. Barış akademisyenleri hala ağaç kökü yemeye zorlanıyor. Buna rağmen barış demekten vazgeçmedik. Çünkü biliyoruz bir tek gencin daha yaşamını kurtarabiliyorsak, bir tek annenin daha kapısına acı haber gitmesini önleyebiliyorsak siyaset bunun sorumluluğunu almak zorundadır. Bu teklif son değil bir başlangıçtır.
KÜÇÜK HESAPLARA İZİN VERMEYECEĞİZ
Ben bu başlangıca destek vereceğim ama bu iktidara karşı demokrasi mücadelesini de derinleştireceğiz. Çünkü bu ülkede artık gençlerin birbirine silah doğurmadığı, hiçbir annenin çocuğunun ardından ağıt yakmadığı bir geleceği kurmak zorundayız. Mevcut iktidarın böyle bir gelecek vukunun olmadığını da biliyoruz. Fakat Kürt meselesini bir kez daha küçük hesaplar içinden derinleşmesine izin vermeyeceğiz.
YASADA DÜZENLEME OLURSA KUŞKULAR GİDERİLİR
İki konuya da değinmek zorundayım: Birincisi bugün Sayın Adalet Bakanlığı'na referansla yapılan açıklamaydı. O açıklamadan önce de kanun metnini okuduğumda bazı davalar bakımından özellikle Kobane davasında yargılanan siyasetçiler bakımından bazı riskler gördüğümü arkadaşlarıma ifade etmiştim. Ancak o açıklamayla birlikte bu riskin olabileceği konusunda bende kanaat daha da güçlendi. Biraz önce de Sayın Kunt somut önerilerde bulundu. Ben teklifin 3'üncü ve 4'üncü maddesindeki düzenlemenin risk taşıdığını ve yargıya çok geniş bir tahdit hakkı tanıdığı görüşündeyim. O nedenle bu kurul tarafından bu kurula olan güvenin de azalmaması bakımından düzenlemenin yapılması gerektiği görüşündeyim. Eğer 4'üncü madde konusunda burada bir oy birliğine yakın bir çoğunlukla bir düzenleme yapılırsa bu yasa konusundaki bazı kuşkular da giderilmiş olacaktır.
TÜKENMİŞ TARTIŞMA
İkinci olarak ise tabii ki burada bu akşam herhangi bir polemik içerisinde olmayı hiçbir zaman arzu etmedim. Ancak Sayın İdris Şahin adımı da anarak 2013'e bir atıfta bulundu. Ben 1984 yılının Ağustos ayında yani bu güne bu yapma açısından söylüyorum. Diyarbakır avukatlık stajına başladım. Yaklaşık 42 yıldır bu silahlı çatışmayı, şiddeti yakından takip eden, bilen, acısını yaşayan, avukatlığını üstlenmiş şimdi siyasette olan birisiyim. Herhalde bu komisyon içerisinde de kesintisiz bir biçimde 15 yıldır Meclis'in hafızasına sahip olan birisiyim. Yeniden yararı olmayan tükenmiş bir tartışmaya burada girmek istemiyorum.
BAŞARIYA TAŞIMANIN EŞİĞİNDEYİZ
Ancak o zaman başarısızlıkla sonuçlanan süreci bugün büyük bir olgunlukla ve Meclis çatısı altında de facto bir şekilde kurulan bir komisyonla başarıya taşımanın eşiğindeyiz. Bunun çok kıymetli ve değerli olduğunu düşünüyorum. O günkü tartışmaları öğrenmek isteyenleri ile CHP Kürt meselesine ne söyledi adlı yayınladığım yayında da tanıklıklar olarak var. İsteyen arkadaşlarımıza da o dönemin tanıklıklarını gönderebilirim. Ben tekrar bu sürece bu komisyona emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."